Döviz Alacağı Takiplerinde Sıklıkla Yapılan Hata

Döviz alacağına ilişkin yapılan takiplerde faiz hesaplaması 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yapılmalıdır. Bu konuda ise çok yaygın olarak TCMB’nin internet sitesinde yayınlamış olduğu faiz oranları üzerinden talepte bulunulmakta ve hesaplama yapılmaktadır. (http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Parasal+ve+Finansal+Istatistikler/Faiz+Istatistikleri/Azami+Mevduat+Faiz/)

Piyasadaki icra takip programları ve hatta Uyap sistemi dahi bu oranları kullanmaktadır. Bu oranlar bankaların TCMB’ye bildirdikleri “azami faiz oranları”dır. Yani bankalar bu oranların üzerinde faiz vermeyeceklerini bildirmektedirler. Oysa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi döviz mevduatına devlet bankalarınca “fiilen ödenen” faiz oranları üzerinden hesaplama yapılmasını öngörmektedir. Fiilen ödenen faiz oranları ise azami oranların daima altında olmaktadır. Bu durumda döviz alacağı üzerinden açılan takiplerin neredeyse tamamında fazla faiz istenilmekte olup, şikayet yoluna başvurulması halinde icra hukuk mahkemeleri ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi devlet bankalarından fiilen ödenen faiz oranlarının müzekkere ile sorularak gelen cevaplar uyarınca bilirkişi hesaplama yapılmasına hükmetmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bu konuda vermiş olduğu emsal kararlardan bir tanesi aşağıdadır.

Bu nedenle döviz alacağı üzerinden takip yaparken https://evds2.tcmb.gov.tr/index.php?/evds/dashboard/991 linkindeki oranlardan faydalanılarak hesap yapılması, hata oranını en aza indirecektir. Bu konuda dönem dönem bir kısım Barolar ve Barolar Birliği de sayfalarında uygulanan faiz oranlarını duyurmakta olup, bu verilerden de faydalanılması düşünülebilir.

Takip sonrası döneme ilişkin faiz oranını ise, faizin değişkenliği dikkate alınarak belli bir oran olarak belirtmek yerine, yasa maddesine atıf yapılarak “değişen oranlarda” faiz talep edilmesi hem takibinizin şikayete uğramasının hem de faiz oranlarının yükselmesi halinde alacak kaybının önüne geçecektir.

T.C

Yargıtay

12. Hukuk Dairesi

E: 2015/812

K: 2015/10734

Tarih: 21.04.2015

ÖZET:

Mahkemece kamu bankaları olan Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O., T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Türkiye Halk Bankası A.Ş.’ye 1 yıl vadeli ABD doları hesaplarını uygulanan faiz oranlarının gönderilmesi için müzekkereler yazıldığı, ancak müzekkere cevapları beklenilmeden dosyanın bilirkişiye gönderildiği anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirmek zorundadırlar. Hükme esas alınan ve bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, Merkez Bankası tarafından, kamu bankalarınca ABD doları üzerinden açılan 1 yıl vadeli mevduata fiilen uygulanan azami faiz oranlarının esas alındığı belirtilmiş ise de, kamu bankalarının fiilen uyguladıkları oranlar ile Merkez Bankası’na bildirdikleri oranlar arasında farklılıklar bulunabilmektedir. O halde mahkemece, devlet bankalarının takip konusu yabancı paraya fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının ilgili bankalar genel müdürlüklerinden sorularak tespiti ile bu oranlar esas alınarak faiz hesabı yapılması ve sonuca gidilmesi gerekirken, hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

KARAR:

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK’nın 366. ve HUMK’un 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA),

2- Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Alacaklının, Türk Borçlar Kanunu’nun 99 (818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 83) ve TTK’nın 711. (6762 sayılı TKK’nın 623) maddesi uyarınca seçimlik hakkını, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılması yönünde kullanması halinde, takip konusu alacak tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğinden, alacaklı, bu alacağa 3095 Sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz isteyebilir.Bu kurallar ışığında somut olayın incelenmesinde; borçlunun dosya hesabında asıl alacağa uygulanan faiz oranlarının itirazın iptali davasında hükme bağlanan kamu bankalarının USD döviz mevduatına uyguladıkları 1 yıllık faiz oranı ile uyuşmadığını belirterek hesaplanan faizin ilama aykırı olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.

Mahkemece kamu bankaları olan Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O., T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Türkiye Halk Bankası A.Ş.’ye 1 yıl vadeli ABD doları hesaplarını uygulanan faiz oranlarının gönderilmesi için müzekkereler yazıldığı, ancak müzekkere cevapları beklenilmeden dosyanın bilirkişiye gönderildiği anlaşılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına bildirmek zorundadırlar.Hükme esas alınan ve bilirkişi tarafından düzenlenen 14.04.2014 tarihli raporda, Merkez Bankası tarafından, kamu bankalarınca ABD doları üzerinden açılan 1 yıl vadeli mevduatafiilen uygulanan azami faiz oranlarının esas alındığı belirtilmiş ise de, kamu bankalarının fiilen uyguladıkları oranlar ile Merkez Bankası’na bildirdikleri oranlar arasında farklılıklar bulunabilmektedir.

O halde mahkemece, devlet bankalarının takip konusu yabancı paraya fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının ilgili bankalar genel müdürlüklerinden sorularak tespiti ile bu oranlar esas alınarak faiz hesabı yapılması ve sonuca gidilmesi gerekirken, hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nın 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir cevap yazın